Pazartesi, Mart 31, 2014

Son Seçimler Sonrası

Albert Einstein'ın evrendeki en büyük kuvvetin bileşik faiz olduğuna dair söylediği rivayet edilen bir söz var. Esprili filan, komik laf. Sanmıyorum ama Einstein'ın söylediğini. Belki demiştir ama, her sözüne kefil olunmaz kimsenin.

Son yıllarda öğrendiğim bilgiler ışığında ise sizinle paylaşmak istediğim bilgi başka. Einstein'ın sözünde 'compound interest'i değiştiriyorum ve "Narrative is the most powerful force in the universe." yapıyorum. Anlatının gücünü küçümsemeyelim. İdeolojiler, dinler, siyaset, hukuk, hepsi kafamızdaki hikayeler.

Cumartesi, Mart 15, 2014

Yüz Hafızası

Yüz hafızam sıfır. Hep öyleydi. Öyle kalacağını düşünüyorum. Genel olarak hafızam zaten kötü ama yüz bambaşka. 4 yıl aynı bölümde okuduğum kadını mezun olduktan bir yıl sonra gördüğümde tanımamıştım mesela. Gerisini siz düşünün.

Geçen salı günü bir kafede ısıtıcının altında oturup Latin dansları yapan bir grubu izlerken bir hanımefendi geldi ve "Oturabilir miyim?" diye sordu. "Lütfen" diye yanıt verdim. Tek ısıtıcının benim oturduğum masanın üstünde olması sebebiyle zaten durum açık olduğunda garip düşüncelere kapılmadım ve kendi halimde takılmaya devam ettim. Bir süre sonra "Biz sizinle tanışıyoruz galiba." dedi karşımdaki. Yüzümde en anlamsız ifadeyle durdum bir süre. Sanmıyordum tanıştığımızı çünkü tanışsaydık o yüzü unutacağımı sanmıyordum. Ayrıca o sesi de unutmazdım. Ama yanılmışım. Benim hangi okuldan mezun olduğumu söyleyince tanıştığımız garantiydi. Sonra biraz hafızaları zorlayınca o nasıl tanıştığımızı hatırladı. Seneler önce Adana'ya ilk geldiğim zamanlarda şirketten biriyle dışarı çıkmışız. (bende kayıp o gün) O da benim iş arkadaşımın İngilizce kursundan arkadaşıymış. 5-6 kişi oturup muhabbet etmişiz o gün. Nasıl "insignificant" bir günse artık. Gerçi bu sefer bir daha unutacağımı sanmıyorum çünkü geçen salı günü Berkin Elvan'ın öldüğü gündü ve o gün hayatta her zaman çok daha kötü günler olduğunun tokat gibi tekrar suratımıza çarpıldığı bir gündü.

Perşembe, Mart 06, 2014

Titr

Bir ay önce işim değişti. Kendi bünyemizde bulunan başka bir şirkete geçtim. İş miktarı iki katına çıkmasına rağmen tahmin edersiniz ki 'duygusal' olarak pek bir farklılık olmadı. Sağlık olsun. Onun yerine bana güzel bir ünvan verdiler. 'X ve Y Müdürü' dediler. Elbette bu Subway'de çalışan "Lezzet Artisti" gibi bir şey. Sandviç yapan kişi lezzet artisti oluyorsa benim x ve y müdürü olmam çok doğal.

Yalnız sabah uyku uyanıklık arası "lan Y tamam da bunun başında başka bir şey daha yazıyordu" diye düşündüm uzunca bir süre. Aklıma gelmedi. Sonra bunu düşündüğümü unutarak işe geldi.

Satış bölümünden bir arkadaşımız dün Hatay'a gitti bir görüşme için. Orada konuşurlarken topu bana atarak "limited responsibility defence" taktiği uygulamış: "Ben bir 'planlama' müdürümüzle konuşayım bu konuyu, onun yetkisinde." demiş. Arkadaşım bunu söylediğinde "aa doğru lan, planlamaydı değil mi" diye geçirdim içimden.

İstediğin ünvanı al fark etmez. Sonuçta işçisin. Giy tulumları. 

Çarşamba, Mart 05, 2014

Her Şey

Bundan yaklaşık 10 yıl önce saçma sapan yaptığımız konuşmaların birinde birimiz bir süre önce yaşadığı bir cinsel deneyimini paylaşmıştı. Tahmin edersiniz ki bu kişi erkekti ve senelerce bunun dalgasını geçtik aramızda ve buna benzer başka bir diyalog olmadı. Kahramanımız sonrasında uzun süreli sevgilisi olacak kişiyle "her şey"i yaptığını söylemişti evvelsi gün. Söylediği tek şey buydu: "Her şey"

İnsanların 'her şey'den anladıkları farklı farklı. Ben de değişik zamanlarda farklı kişilere bu olayı anlatıp fikirlerini aldım. Bu hikayede 'her şey'den kasıt ne olabilir?

Sonuçlar vajinal seksle başlıyor ve eklenerek devam ediyor. (bu işe ortaokulda başlasaydım herhalde elele tutuşmakla ya da öpüşmekle başlardık) Tahminler arasında bir sıralama yapmak mümkün değil elbette ancak her şey tanımı en geniş olanların son ekledikleri madde "kadın 'strap on'la  adama duhul etti" olması çevremin sosyo-kültürel sınırları hakkında sizlere biraz fikir vermiş olabilir.

Biyolojinin imkan sağladığı kültürün engellediği seks hayatımız.

Salı, Mart 04, 2014

DEA Ajanı Norman Stansfield'in Dediği Gibi

Geçenlerde bir arkadaşım manitalandı. Pek bahsetmiyor bundan ama bir şekilde sürekli belli ediyor. Telepatik güçlerim yok elbette ama bana bunun sebebinin sevgilisini çok da sevmemesi (henüz) gibi geliyor. Sevmediği halde niye bir insan ilişki yaşar sorusunun cevabı ise bence başka bir soruda saklı: Hangimiz yaşamadık ki?

'İnsan'ın özünde iyi mi olduğu kötü mü olduğu yüzyılların sorusu. Basit bir cevabı olmadığı kesin. Karmaşık bir cevabı olduğunu da sanmıyorum aslında. Ancak aynı insana iyi demek de kötü demek de mümkün. Yaklaştığımız yerden her sonuca varabiliriz. Ne görmek istediğimiz düşüncelerimize yansıyor. Zaten akıl yürütme dediğin duyguların kölesinden başka bir şey değil.

İnsanın kendisine yaklaşımı da en öznel yaklaşım olabilir. Perspektif yok elbette. Ama bir altın kuralım var sıradan biri olarak "Does she/he make my juices flowing" sorusunu sor, eğer cevap Beethoven'ın uvertürlerinden daha az yönündeyse boşver.