Pazar, Eylül 30, 2012

Sho


 
AMC'nin Breaking Bad'i ve Mad Men'i varsa SHO'nun Homeland'i ve Dexter'ı var. Yıl sonuna kadar pazartesi sendromu yok.

Salı, Eylül 25, 2012

Where Is The Emmy, Skyler?




Homeland dizisindeki dallama nasıl oynamış bilemem ama Bryan Cranston bu bölümdeki oyunculuğuyla aday olduğu en iyi erkek oyuncu ödülünü kazanamadı. 4. sezonun 11. bölümü olan Crawl Space'i izlediyseniz bu sahneyi hatırlayın izlemediyseniz tercih sizin.

This Time It's Personal

Defalarca terk edilmiş bir insan olarak geliştirdiğim kendimi koruma mekanizması hiç de öyle ahım şahım bir şey değil: "Olumsuz şeyleri sil, olumlular kalsın, geçmiş güzel gözüksün."

Tabi bunun şöyle bir dezavantajı var: Her şey iyiydi de neden böyle oldu? Bir zaman sonra sebepleri unutunca insan mala bağlayabiliyor. Oysa daha farklı olamazdı.

Geçen hafta arkadaşlarımla bu konuyu uzun uzun konuşurken kendimi hem kayıtsız hem de öfke dolu buldum. Daha doğrusu onlar öyle olduğumu düşündü. Elbette ikisi birden olamaz, kayıtsız öfke Tom Robbins romanlarında dahi karşımıza çıkmayacak bir benzetme.

Üzerinden sadece yaklaşık iki ay geçmiş olmasına rağmen hafıza oyunlar oynarken benim buraya not olarak düşmem gereken iki şey var neden daha farklı olamayacağına dair. Öncelikle Seinfeld'den hatırlayacağınız gibi 7 buluşmadan fazlaysa ayrılık yüz yüze olmalıdır. İkincisi ise işler kötüyken ortaya çıkan eski sevgili en sevilmeyen karakterdir. (tabi iki buçuğuncu madde olarak insanların ayrı büyümelerini de söyleyebilirim)

Geçenlerde nerede okudum hatırlamıyorum, kadınlar ilişki bittiği için ayrılırlar, erkekler ise ilişkiyi bitirmek için diyordu.

Bu satırları yazıyorum çünkü ne ekersen onu biçersin. Yıllar önce ekilenler zamanı gelince böyle biçilir.

Orgoreynliler kadar olmasa da ben de kabulleniyorum. Sadece değiştiremeyeceğim şeyleri değil, aynı zamanda değiştirebilme ihtimalim dahilinde olduğu sanılan olumsuzlukları da kabulleniyorum. Herkes öyle yapıyor aslında. Yani kabullenmek yerine kendini de kandırabilirsin, aynı işlevi görür. Ancak yaşan süreç İnkar - Öfke - Üzüntü ve Kabullenme (4.'yü atladım, bence burada yanlış, ayrılıkta pazarlık olmaz) olmalı.

Ek: Bazı arkadaşlar neden ayrılığa bu kadar üzüldüğümü sormuşlar. Maalesef soru yanlış. Benden bir damla dahi akmamış olması beni dahi şaşırttı aslında dönüp bakınca. Hem öfkeye hem kayıtsızlığa sebep olan şey çiğlik. Nasıl oldu da ben başka bir çok konuda gördüğüm çiğliğin bu ayrılığa da yansımayacağını düşündüm ona inanamıyorum.

Pazar, Eylül 23, 2012

Unutmayayım

17 Eylül
Mesut, Kadıköy, Belfast, Zurich bir de adını bilmediğim başka bir bar.

18 Eylül
Ayça, Üsküdar
Özge, Beşiktaş, Taraça, Lavazza ve adını bilmediğim başka bir kafe, RM 3 - MC 2

19 Eylül
Şeref, Çiğdem, Ruhat, Özge, Ataşehir, Ülker Arena

20 Eylül
Başak, Kadıköy, Küp Börek

21 Eylül - 22 Eylül
Özge, Burak, Bediz, Darüşşafaka

22 Eylül - 23 Eylül
Kürşat, Tolga, Şenay, İdil - İdealtepe, Beşiktaş

Cuma, Eylül 21, 2012

The Gold Violin

Mad Men'in "The Gold Violin" isimli bir bölümü vardı. Cosgrave'in yazdığı bir kısa öykü bu. Hikayenin ne olduğunu bilmiyoruz ancak Cosgrave, Salvatore Romano'ların evine gittiği zaman onlara bir keresinde gerçekten de bir altın keman gördüğünü anlatıyordu. Dediğine göre mükemmelmiş, tek bir kusuru var tabi altın kemanın - ses çıkarmaması.

Altın keman elbette sembolik bir şey. Cosgrave'in hikayesini bilmediğimiz için neyin sembolü olarak kullanıldığını bilmiyoruz ancak Mad Men izleyicileri olarak altın keman hikayesinin aslında eşcinsel olan Salvotore Romano ve bunun farkında olmayan karısı Kitty'nin evliliği olduğunu anlayabiliriz biraz düşününce. Görünürde mükemmel bir evlilik hayatı süren çift bir altın keman gibi.

Cosgrave - Romano & Kitty 
Romano ve Kitty'nin ilişkisindeki kadar trajik olmasa da (kocasını memnun etmek için elinden geleni yapan aşktan gözü hiçbir şeyi görmeyen kadın ve bir kadınla evlenmesi gerektiği çevresi tarafından dayatılmış ve bunun yanında o kişiyle sevişmek dahi istemeyen ama o kadını da üzmemek için her türlü uğraşı veren erkek) kağıt üstünde veya görünürde çok iyi olan bir çok ilişki yaşıyoruz. Oysa bunların çoğunun bir tınısı olmayabiliyor. Öte yandan kağıt üstünde veya görünürde o kadar çok kötü ilişki var ama Erik Satie'nin Gnossienne'leri gibi olabiliyor.

Bir kaç saat önce Başak'la konuşurken ona ben yemek yerken kutu kolamı açıp bardağımı doldurmasının ne kadar ufak, bununla birlikte bir ömür boyu hatırlanan bir anı olduğunu anlatıyordum. Şimdi de size bunları.

Perşembe, Eylül 20, 2012

There Is A Crack In Everything


Ne desem az geleceği için bir şey demeyeyim. Bir kaç foto var elime ulaşınca onları yüklerim.

Cumartesi, Eylül 15, 2012

15/09/2012

Cohen'in 11 Eylül Dublin konserinin şarkı listesi aşağıdaki gibi. Çarşambaya da az kaldı. Heyecandan kalbim güm güm.
  1. Dance Me to the End of Love 
  2. The Future 
  3. Bird on the Wire 
  4. Everybody Knows 
  5. Who by Fire 
  6. Darkness 
  7. Sisters of Mercy 
  8. Amen 
  9. Come Healing 
  10. In My Secret Life 
  11. I Can't Forget 
  12. Going Home 
  13. Waiting for the Miracle 
  14. Light as the Breeze 
  15. Anthem 
  16. Tower of Song 
  17. Suzanne 
  18. Night Comes On 
  19. Heart with No Companion 
  20. The Gypsy's Wife
  21. The Partisan 
  22. Democracy 
  23. Coming Back to You (performed by the Webb Sisters) 
  24. Alexandra Leaving (performed by Sharon Robinson) 
  25. I'm Your Man
  26. Hallelujah 
  27. Take This Waltz 
  28. So Long, Marianne 
  29. First We Take Manhattan 
  30. Famous Blue Raincoat
  31. Closing Time

Çarşamba, Eylül 12, 2012

Yangında Kurtarılacak Albümler II


1.
Glasvegas (Glasvegas)

2.
Shine On Brightly (Procol Harum)

3.
Recycled OST (Blixa Bargeld & Tim Isfort Orchestra)

4.
Pencere Önü Çiçeği (Fikret Kızılok & Bülent Ortaçgil)

5.
The Seldom Seen Kid (Elbow)


Cuma, Eylül 07, 2012

Pete Piyano Çalıyor

Oyuncuların piyano çalması müzisyenlerin piyano çalmasından daha etkileyici. Kesin psikolojide bu etkinin bir adı vardır. Bu arada Pete'in çaldığı eser Bach'ların en ünlüsü olan C.P.E. Bach'ın Solfegietto'su.

Ev Kiralamak veya Satın Almak

"Diş fırçalamak oruç bozar mı?" gibi periyodik olarak çıkan bir sorundur evi kiralamak mı yoksa satın almak mı sorunu. Oysa cevap net. Evi kiralamak satın almaktan çok daha avantajlı. (Eğer birisinin nakit akışı sıkıntısını sömürmeyecekseniz) Bununla ilgili olarak oturup hesaplarınızı yapın. Temel olarak ya evi kiralıyorsunuz ya da evi satın almak için kullanacağınız parayı kiralıyorsunuz bankadan ve parayı kiralamak evi kiralamaktan daha ucuza geliyor. Peki niye daha fazla para veriyoruz? sorusunun cevabı ise birikim yapma becerisinin azlığından ötürü krediyle ev almak insanı birikim yapmaya mecbur bırakıyor. Paranızı biriktirmek için başkasına fazladan para vermek ise özünde saçma bir şey. Evi alacak kadar paranız varsa gidin onunla gerçekten yatırım yapın hem oturduğunuz evin kirasını ödersiniz hem de üste para kalır. Baştan aşağı saçmalık bu ev satın alma bence.

Tabi rüyamda görmedim ev muhabbetini, zira çevrem, ailem filan her türlü baskıyı yapıyorlar beni borç batağının (!) içine çekmek için. Benim gibi kredi kartı borcu bile üstünde psikolojik yük olan, o yüzden aynı fiyata taksit yapmaktan dahi çekinen biri için sonun başlangıcı olacakmış gibime geliyor.

Bu arada hadi beni sallamadınız, Mr. Khan'ın şu videolarını izleyin bari (bkz: Renting vs Buying A Home)

Çarşamba, Eylül 05, 2012

Kademeli - Tek Seferde


  1. Bir Çin atasözü der ki "Bilge biriyle yapılacak bir muhabbet 10 yıllık eğitime bedeldir". Katılmamak elde değil. Her ne kadar etrafta pek bilge insan yoksa da ayda yılda bir bazen birisine rastlayıp onunla konuşma fırsatı yakalayabilirsiniz.
  2. Hollandalı arkadaşım Jan'ın tavsiyesi üzerine duşu soğuk suyla bitiriyorum. Her şeyin olduğu gibi bunun da bir tekniği varmış. Kalbinize en uzak uzuvlarınızdan başlıyorsunuz. Yani sırasıyla; sağ bacak, sol bacak, sağ kol, sol kol, baş ve en son gövde. Böylece kalbini gümbür gümbür atmıyor, kademeli olarak vücut ısınızı düşürdüğünüz için problem olmuyor.
  3. Kademeli geçiş uzun bir süreç ne yazık ki. Vücudunuz alışana kadar düşük dozda olsa da rahatsız bir süreç yaşıyorsunuz. Kaslarınızı bir an önce rahatlatmak ve bu yüzden de daha az süre acı çekmek için birden sıcak suyu ve gözlerinizi kapayıp soğuk suyu açabilirsiniz. Ne kadar zor olsa da bu kademeli geçişe göre çok daha çabuk olup bitecektir.
  4. Yalnız kalabilen insanları hep sevmişimdir. Kendileri başlı başına bir Evren oldukları için. Bir kitap, bir bilim kurgu, deneysel bir albüm, sürreal bir tablo gibi var oldukları için.
  5. O Guardador de Rebanhos şiirinde gelmiş geçmiş en büyük şair Pessoa şöyle diyor (Richard Zenith çevirisiyle)

I have no ambitions nor desires.
To be a poet is not my ambition,
It's simply my way of being alone




Pazar, Eylül 02, 2012

2 Eylül 2012





Æ:
Bir foto.






✌:
Bir çocukluk anısı.
Bir keresinde (hangi yıl hatırlamıyorum, küçük olmalıyım ama) doğum günü partisi yapılacaktı benim için. İlk ve tek. Heyecanlıydı tabi beni için. Hazırlıklar vs. Babam müzik olacak mı diye sorduğunda elbette demiştim. "Yabancı müzik çalacağım" dedim. Yabancı müzik çalmıştık. Babam bu olayı hala gülerek anlatır. 
♡:
Bir itiraf.
Çevreye duyarlı bir insanım derim kendim için. Ancak Amsterdam'da Hulusi'nin yanında kalırken çöpleri ayırmadan atıyordum çöp kutusuna. Belki de yakalanırsak ne olur acaba diye gereksiz yere heyecanlandığım içindir. Amsterdam Belediyesi, çok özür dilerim. Bir daha yapmayacağım.
❁:
Bir güvensizlik.
Elbette kendime güvensizlik, başka neye olacak.

☹:
Bir uyaran.

Güzel konuşan.
☀:
Bir söndüren.

Kötü konuşan.
♬:
Geçmişi hatırlatan bir şarkı.

Blonde Redhead - Falling Man
♧:
Güldüğüm bir hikaye.

Annem ve babam bir gün minibüse binmişler. Annem daha yerine oturmadan minibüsçü harekete geçmiş. Dengesini kaybeden annem adama sinir olmuş. Muavinle olan konuşmalarından da rahatsız olunca babama "Bunlar kesin Kars'ın kırolarındandır" demiş. Annemin bu dediğini duyan muavin "Yok abla, biz Tunceli'nin kırolarındanız" demiş. Sonra bizimkiler dost olmasalar da bütün yol muhabbet etmişler
☮:
Bir ilişki hikayesi.

C.'le 3-4 aylık kısa ilişkimizde zaten bildiğim ve nefret ettiğim yalan, yanıltma, kandırma gibi iğrenç şeylerin re-make'ini gördüm. Ancak söylediği bir şey var ki kendisine ne kadar teşekkür etsem azdır. "Bir kadınının önceki ilişkisinin nasıl sonlandığına bak, büyük ihtimalle seninle de öyle bitecektir." demişti. Tabi bundan yola çıkarsak biz beraber olmaya başladığımızda onun başkasıyla da devam ettiği sonucu çıkabilir ama boşverin gitsin. Köprünün altından çok sular aktı.

Cumartesi, Eylül 01, 2012

31 Ağustos 2012

Üzerinden bir kaç saat geçti. Sadece çok yakın bir kaç arkadaşımla paylaşabileceğim (Metehan'a anında uçurdum haberi) bir video izledim ve sanırım bütün hayatım değiştirecek. Biraz daha konuşursam açık vereceğim için susayım ben en iyisi.