Dün akşam Saray Muhallebicisi'nde yediğimiz tavuklu pilavlardaki yüksek yağ oranı sebebiyle çılgın atamayıp erkenden eve döndük ve senelerdir oynamadığımız oyunlardan biri olan Tabu'yu oynadık. Derya'nın bizi yarı yolda bırakması sonucu 5 kişi kaldığımızdan ikiye üç oynamak zorunda kaldık. Ben ve Emre bir takımda, Cansu, Tolga ve Özge diğer takımda. Söylemesi ayıp oyunlarda çok iyi bir insan olarak açık farkla kazandık. Üstelik aşağıda anlatacağım iki olay gerçekleşmemiş olsaydı iyice açık farkla kazanacaktık. (Tabi bu arada tabu diyalogları hikayeleri filan bitmez o yüzden burun kıvırıp okumayı bırakmayın bence.)
İlk anlatacağım olay Koni kelimesiyle ilgili. Emre'ye önce matematiksel anlattım. Baktım olmuyor dondurma, külah vesaire diye devam ettim. 45. saniyeye doğru önce "küp" sonra "silindir" cevabını aldım. "O değil, hani böyle daha bir sivri" filan derken sürenin bitmesine 1-2 saniye kala "Küni" cevabını aldım. Evet, yanlış duymadınız: "Küni" Adam küni dedi. Dünyanın sonu geldi dedim bundan daha kötüsü olamaz artık derken çok yanıldığımı ise daha sonra öğrenecektim.
İkinci kelime ise "Kazan"dı. Tencere tava vs hepsi tabu kelimelerde olduğu için başka bir yerden anlatayım dedim. "Nasreddin Hoca'nın hikayesinde doğuran bir eşya vardı" dedikten sonra önce cevabı bekledim. Ama gelmedi. Sonra "hani komşusundan ödünç alıyor, içine bir tane daha koyup geri dönderiyor, seninki doğurdu diyor" anlattım da anlattım. Sonra bizimki hararetli bir şekilde elini sallayıp cevabın aklına geldiği yönde hareketler yapıp beni sevindirdikten bir saniye bile geçmeden "hah, öküz" dedi. Canım arkadaşım.
Tabi arada tabu kelimelerden "İnsan"ı anlatırken "düşünen hayvan" demem ve Emre'nin "maymun" demesi gibi "mild" bir çok başka olay oldu ama arkadaşlar iyidir.
2 adet okudum ve söyleyeceklerim var:
itirazım var. yarı yolda bırakmadım, resmen yarış dışı kaldım gibi bi şi oldu. isyanım dağlara. ben tabuyu çok severim yoksa, sizden çok olmasın.
Du ben bi daha geleyim de Kuhhandel gecesi yapalım.
Yorum Gönder