Çarşamba, Eylül 21, 2011

Hayatımdaki İlkler IX

İlk Mallık,

Sene 1994, yaş 11

11 yaşına kadar evi yakmış ve 1,5 yaşında kendini öldürmüş bir insan olarak büyük mallıklarım olmuş. Ancak hafızamda yer eden bu olay benim için en kayda değer ilk mallığımdır.

Hazırlıktaydık, sınıfın en arkasında oturuyordum. Hayatımda ilk defa gördüğüm ve adı delgeç olan aletle oynuyordum. Sonra delgeçin altını açıp ufak daire parçalarına baktım. Bunları ön sırada oturan arkadaşıma doğru üfledim dersin ortasında. Nasolsa Almancayı daha yeni öğreniyorduk ve onun Frau Brauchle'ye gidip benim ona delgeçten çıkan kağıt parçalarını üflediğimi anlatamayacağını biliyordum. Ancak öyle olmadı. Sevgili arkadaşım elimdeki delgeçi alıp öğretmenin karşısına gidip ona yaptığım şeyi sessiz film oynar gibi anlattı. İspiyoncu arkadaşım sayesinde de ben ders sonuna kadar ayakta bekledim.

Pazartesi, Eylül 19, 2011

Bir Tecavüz Benzetmesi

Adam: Merhaba, bir soygun bildirecektim.
Memur: Soygun mu? Nerede oldu?
Adam: 21. cadde ile Dundritch caddesinden geçiyordum. Adamın biri silahını çekip benden bütün paramı istedi.
Memur: Siz de verdiniz?
Adam: Evet, işbirliği yaptım.
Memur: Yani parayı adama kendi isteğinizle verdiniz, mücadele etmediniz, yardım çağırmadınız ya da kaçmaya çalışmadınız?
Adam: Evet, ama çok korkmuştum. Beni öldüreceğini sandım.
Memur: Hmm, ama işbirliği yapmışsınız onunla. Ayrıca sizin çok yardımsever biri olduğunuz haberini aldım şimdi.
Adam: Evet, bağış yapan biriyim.
Memur: Yani paranızı vermek hoşunuza gidiyor. Bunu bir alışkanlık yapmışsınız.
Adam: Ne alakası var bunun durumla?
Memur: Bilerek Dundritch Caddesinde takım elbisenizle yürüdünüz. Herkes para dağıtmaktan hoşlandığınızı da biliyor. Ayrıca mücadele de etmemişsiniz. Başkasına para vermişsiniz ama şimdi bağış sonrası pişmanlık yaşıyor gibisiniz. Şimdi söyleyin bana, hatanızdan ötürü bu adamın hayatını mahvetmeyi gerçekten istiyor musunuz?
Adam: Bu çok saçma.
Memur: Bu bir tecavüz benzetmesi. Kadınlar ne zaman tecavüzcülerini adalet karşısına çıkarsa bu durumla karşılaşıyorlar.
Adam: Sıçayım ataerkilliğe.
Memur: Ben de.

Çeviri benden size hediye. Orijinaline bakmak istiyorsanız buyrun: (a rape analogy)

Pazartesi, Eylül 12, 2011

Film İzler Oldum

Normalde öyle pek sinema filmi izlemem evde. Ancak son zamanlarda bir sürü film izliyorum.

Hanna (2011) - Cate Blanchett ve Eric Bana'nın isimlerine aldanmayın. Çok izlemek istiyorsanız Bourne Trilogy'yi sesi kısık izleyin daha çok zevk alırsınız o derece.

Unknown (2011) - Liam Neeson ve Diane Kruger isimlerine gene aldanmayın. Böyle salak bir şey olamaz.

Öte yandan

The Dreamers (2003) - Doğruyu söylemek gerekirse tam izlemedim filmi. Ama Eva Green'in performansı inanılmaz. Zaten Vesper Lynd rolüyle kalbimize kazınmıştı.

Oysaki,

Fair Game (2010) - Naomi Watts (gerçi ben kendisini bütün film boyunca Nicole Kidman sanarak izledim) ve Sean Penn on numero.

Syriana (2005) - Ocean's Eleven haricinde pek sevmediğim George Clooney ile Bourne serisi dışında pek sevmediğim Matt Damon pek kıral bir filmde oynamışlar da haberim yokmuş. Filmle ilgili ufak bir not olarak da yardımcı oyuncu kadrosunun pek bir şahane olması, William Hurt, Christopher Plummer vs . Diğer bütün oyuncaları ise dizilerden tanıyoruz, 24, The Wire vs... hepsi toplanmışlar.

Ama

The Spy Who Came In From The Cold (1965) gibisi yoktu gerçekten. O nasıl bir filmdir? Richard Burton ne kral adamdır? John Le Carré nasıl bir yazardır? Hepsine şapka çıkarıyor, ellerinden, hayır sadece ellerinden değil her taraflarından öpüyorum.


Perşembe, Eylül 08, 2011

Time To Grow A Moustache




Bence ben bi bıyık bırakmayı denemeliyim. Bıyık bırakırsam sol tarafa "artiz" sağ tarafa ise "aile babası" yazılabilir tahminim.

Çarşamba, Eylül 07, 2011

İnsanlarda Çok Kıl Olduğum 5 Şey

5. Sinemada film izlerken yanımdakinin "lan, gördün mü şunu?" demesi. Yok gerizekalı, ben 20 lirayı perdeye değil yere bakmak için veriyorum.

4. Saatin kaç olduğunu soranların kendi bileğini göstermesi. Ulan andaval, ben kendi saatim nerede biliyorum, göstermene gerek yok. Seninki nerede asıl?

3. "Hep baktığın en son yerdedir" diyen zeka küpleri. Yahu zaten bulduktan sonra niye başka yerlere bakmaya devam edeyim. Sen öyle mi yapıyorsun? Yapıyorsan niye yapıyorsun?

2. "Bir soru sorabilir miyim?" diyen cintoşlar. Bana pek bir tercih hakkı tanımıyorsun değil mi?

ve bir numara geliyor.

1. "Hayat kısa" diyenler. Nası ya? Hayatın senin en uzun şeyin. Yaşadığından daha uzun süre yaptığın bir şey var mı? Töbee

Bu listenin orijinali için : http://www.jumbojoke.com/the_top_5_things_i_hate_about_people.html

Tinker, Tailor, Soldier, Spy

Gelmiş geçmiş iyi aktör olan Gary Oldman'ın oynadığı son film bir John Le Carré uyarlaması olan Tinker, Tailor, Soldier, Spy sene sonunda Türkiye'de gösterime girecek. John Le Carré'nin hiç kitabını okumadım ama Rus Evi, Panama Terzisi ve Constant Gardener kitaplarının uyarlamalarını büyük bir zevkle izlemiştim.

Büyük bir zevkle izlemiştim diyorum ama çok fazla anladığımı söylemem. Rus Evini küçükken televizyonda bir kere izlemiştim. Panama Terzisini sinemada bir defa izledim. İkisini de çok anlamamıştım. Anlaması daha doğrusu kavraması zor. Anladığınızı sandığınız kısmın çok daha fazlası olduğu, söylenen sözlerin altında bir sürü anlam olduğunu hissedebiliyorsunuz. O yüzden Constant Gardener'ı ilk izlediğimde kendimi görüntü yönetmenine bırakmış ve sadece konunun ne olduğunu kabaca anlamaya çalışmıştım. Sonra bir defa daha izlediğim tabi ki.

Tinker, Tailor, Soldier, Spy'ın 1979'da çekilmiş bir mini-dizisi var. Başrolde Sir Alec Guinness oynuyor. George Smiley gizli servisin müdür yardımcısıyken emekliye ayrılmış bir ajan Görevi Rusların gizli servise seneler önce yerleştirdikleri çok üst düzeyde çalışan bir köstebeği bulmak.

Ben de geçenlerde oturdum dizisi izledim. Dizi bitmeye yakın yeni yeni ilk bölümleri anlıyordum. Hem örtülü anlatım hem de fazla jargon kullanımı daha gerçekçi yapıyor ama yan etkisi olarak da kavrama güçlüğü oluyor. Olsun, Inception'daki gibi herkes anlasın diye 60 IQ seviyesinde anlatılmasından çok daha iyi bir şey

2011 yapımı filmde George Smiley'i Gary Oldman oynuyor. Müdürü Control'ü gene İngiltere'nin dünyaya en büyük hediyelerinden biri olan John Hurt oynuyor. BBC bu diziyi çekerken (1979) John Hurt göğsünden bir Alien çıkarıyordu. George Smiley'e bu görevde yardımcı olan genç ajanı Sherlock dizisinden tanıdığımız Benedict Cumberbatch oynuyor. Jim Prideaux'yu Sherlock Holmes (2009) filminin kötü adamı Mark Strong, Dönek ajan Ricki Tarr'ı ise yükselen değer Tom Hardy oynuyor.
Colin Firth, Toby Jones, Ciaran Hinds ve David Dencik ise Tinker, Tailor, Soldier vs rollerindeler.

Bu arada filmin bir kısmı İstanbul'da çekilmiş. Jim Prideaux'un Çekoslavakya görevi İstanbul'a taşınmış olabilir ya da Ricki Tarr'ın Portekiz'de geçen sahneleri ve Irina'yla olan ilişkisi... Hangisiyse artık.

İyi malzeme, iyi oyuncular. Çok güzel bir şeyler çıkacağına inancım tam.

Pazartesi, Eylül 05, 2011

Günler

Bir buçuk sene önce aldığım bilmemkaçıncı nesil bir iPod'um var. Şimdiye kadar sahip olduğum tek Apple marka ürün. Apple müritleri sağolsunlar eğer Apple'dan yana değilseniz illa ona karşı olmanız gerekiyor artık. O yüzden ben de anti-applecıyım. Steve Jobs'ı da sevmem zaten niye seveyim. CEO sevilir mi hiç?

Şarkı yüklemek ya da yüklenmiş şarkıları dinlemek için iTunes kullanma saçmalığından ötürü bir buçuk senedir pek şarkı yüklemiyordum. Geçen haftasonu ise bütün şarkıları sildim. Bir kaç ekleme yaptım.

Liste Şöyle:

Amy Winehouse - Back To Black & Frank


David Bowie - Best of Bowie & The Rise and The Fall of Ziggy Stardust and Spiders From Mars


Leonard Cohen - Dear Heather, Death of a Ladies' Man, The Future, I'm Your Man, Live Songs, New Skin For The Old Cerenomy, Recent Songs, Songs From A Room, Songs From The Road, The Songs of Leonard Cohen, Songs of Love and Hate, Ten New Songs & Various Positions


Manics - Everything Must Go, Generation Terrorists, Gold Against The Soul, The Holy Bible, Journal For Plague Lovers, Know Your Enemy, Postcards From a Young Man, Send Away The Tigers & This Is My Truth Tell Me Yours


Mick Harvey - Sketches From The Book of The Dead


Morrissey - You're The Quarry


Nick Cave & The Bad Seeds - The Boatman's Call, The Good Son, Henry's Dream, Murder Ballads, No More Shall We Part & Nocturama


The Smiths - Hatful of Hollow, Louder Than Bombs, Meat is Murder, The Queen is Dead, Rank, The Smiths, Strangeways - Here We Come, World Won't Listen.

Bir de çeşitli sanatçılardan oluşan "I'm Your Fan" albümü elbette olmazsa olmazlardan.


Sebebini bilemediğim bir şekilde Neubauten'la aramız kötü şu sıra.