Salı, Kasım 10, 2009

Kişisel tarihimizdeki sansürün

Kişisel tarihimizdeki sansürün boyutlarını hiç düşündünüz mü acaba? Her bir yeni ilişkiyle daha önceki ilişkilerinizdeki mutluluklarınız nasıl da yok oluveriyor bir anda. Bırakın aynı yatakta beraber geçirdiğiniz anları daha önce onunla yemek yediğiniz yerler, izlediğiniz filmler, dinlediğiniz şarkılar vs hepsi puff. Geçmişe yapılan haksızlık sanki geçmişin, yaşadıklarınızın tek amacı sizi bu zamana getirmiş olması. Sizi siz yapan şeyleri yeni bir ilişkiyle çöpe atmadınız mı hiç? Bunu bilerek yapmadınız elbette, aşkın geçmişi silip süpürme gibi bir özelliği olduğu malum, zamandan bağımsız ve onu aşan... Peki hep aşık mısınız? Her zaman aşkın mısınız? Sanmıyorum. Zaman geçtikçe daha sağlam, daha birbirine bağımlı ve mutluluğa yönelik ilişkiler istiyor insan aşık olduğu kişiyle. Peki geçmişinden muzdarip devletler gibi ya da geleceği elinde tutmak isteyen güçlerin tekelindeki tarihi yeniden istediğimiz gibi yazma isteğini kıskançlıkla açıklayabilir misiniz? Ben açıklayamam. Bir insanın geçmişindeki kişileri kıskanmak çok derin bir konu olsa gerek. Ben çok yüzeysel olduğum için pek yorum yapamayacağım ama bunun bir hata, bir eksiklik, yüzyıllar boyunca yaşanmış bir çok olayın bilinçaltımıza işlenmiş bir şey olduğuna inanıyorum sanırım. Sürekli sıçtığımız, hata yaptığımız, yüzümüze gözümüze bulaştırdığımız hayatımızda ha bir eksik hata yapmışız ha bir fazla çok da umurumda değil ama işaret etmekten geri duramıyorum.

3 yorum:

mermaid dedi ki...

budur.

divadeiwob dedi ki...

huyum kurusun

deryik dedi ki...

bi de herkesle aynı ilişkiyi yaşayan deja vu ruhlar var. "erase"siz rewind tutkunları. anı yankıları, bildiğin yerden sınava girme hali. o daha fena.