Perşembe, Kasım 23, 2006

Gülmek

Bu E. ve K.'yi çok gözlemiştim, sokakta yürürlerken, bakkalda kola içerlerken falan. Sürekli bir şeyler konuşur ve neredeyse her sözcüğün ardından bir kahkaha patlatırlardı; çoğunlukla da kendi ağızlarından çıkanların. Birbirlerini ya da herhangi bir başka şeyi gerçekten anlamaya çalıştıklarını zannetmiyorum. Sadece salak salak gülüyorlardı. Kendilerini hep dışarıda bıraktıklarıyla tanımlayan insanlar böyledir. Bir tür uyuşturucu, allttan alta hep varolan sessizliği işitmelerini önleyen bir tür gürültüdür kahkaha onlar için. Gülmek, hayatla yüzleşmekten korur onları. Diyeceğim, kafası karışık, kayıp tiplerdi işte. AÇıkçası hiç umudum yoktu bunlardan. Birkaç yıl ota boka gülüğ ne kadar farklı olduklarını düşünecekler, sonra da "alında" ne kadar farklı olduklarına inanmayı sürdürerek sefil bir orta sınıf hayatına adım atacaklardı.

A. Canıgüz - "Oğullar ve Rencide Ruhlar"

Kaç Kişilik?

Hayat çok kişilik bir oyun, doğrudan etkileyen yüzlerce insan varken, dolaylı olarak on binlercesi, milyonlarcası var.

Tanıdıklar daha küçük bir oyunun parçasını oluşturuyorlar. Ortalama olarak yüzeysellik katsayısıyla oynanıyor. Her şeyden bir parça ama azıcık...

Arkadaşlar ve dostlar (bence pek bir fark yok arasında) iki basamaklı olsa süper işte, futbol maçı yapmaya yetecek kadar olsa şahane.

Aile en baştan beri oynadığımız bir oyun. Bazen gidenler oluyor, ya kendileri çıkıyorlar ya biz çıkarıyoruz. En kötüsü zaman gelip götürüyor bazılarını.

İlişki ise iki kişilik bir oyun. Bazı yörelerde daha fazla da oluyor gördüğüm kadarıyla.

Aşk ise tek kişilik bir oyun.


Not: Altın kural 72 der ki "oyunun kuralları değişirse adı da değişmelidir"

Salı, Kasım 21, 2006

Tekrar

Kendimi tekrar etmediğimi görüyorum. Benzer durumlarda geçmişte verdiğim tepkileri vermiyorum. Kıyasladığım zaman şimdiki kararlarımın, hislerimin daha sağlıklı olduğunu söyleyebilirim. Öncekilerin delice olduğunu kastetmiyorum tabi.

Böyle olumlu bir girişten sonra olumsuz şeyler yazmamak olmaz. Bilmiyorum, belki de olur.
Gel gör ki geçmişten nefret eden bir insan olarak bazı şeyleri tekrardan yaşamak oldukça can sıkıcı oluyor. Sıkıntı benim göbek adım değil, benden uzak olsun.

Cumartesi, Kasım 18, 2006

Erkeğin Cinsel...

Dil sürçmeleri sıralaması yapılırsa hem estetik hem artistik puanların tümünü toplayacak olan bu sözü söyleyen Vedat'ı takdir ediyorum ve psikoloji üzerine bir kadınla konuşurken "erkeğin cinsel organı" yerine "erkeğin cinsel siki" lafını demesine 10 puan veriyorum : )))

Neden?

Gethenlilerin araçları saatte 25 mil hızla giderler en fazla. Daha hızlı gitmesini sağlayacak teknolojiye sahip olmalarına rağmen bunu yapmazlar. Nasıl Dünyalılar "neden bu kadar hızlı giden araçlarınız var sorunuza 'neden olmasın?' yanıtını verirken Gethenliler 'neden daha hızlı gitsinler ki?' diye yanıt verirler.

Çarşamba, Kasım 15, 2006

- Lan, dün senin tuvalet kağıdı rulosu testini uyguladım!
- Puhahaha! Ben ne zaman anlattım lan sana? Yoksa "evren's toilet paper roller test" diye mi geçmiş literatüre?

Pazartesi, Kasım 06, 2006

10 şarkı var tekrar tekrar dinlemekten sıkılmayacağım.

5 kitap var ne kadar okusam az gelecek...

4 arkadaşım var her zaman yanımda olacak

3 filmi izleyebiliyorum zaten sonuna kadar.

2 farklı yerde yaşayabilirim İstanbul'un dışında.

1 kişiye bu şarkıyı söylerdim eğer sesim güzel olsaydı.
Bazıları çok iyidir, hoştur, duyarlıdır... Sevecen, anlayışlı, düşünceli, sabırlı... Zeki, çalışkan sorumluluk sahibi, olayların farkında...

Bu özelliklerin bir ya da bir kaçına sahip bir çok tanıdığımız vardır. Özellik sayısı arttıkça kişi sayısı düşer. Hayatımızda önemli insanlar olurlar onları bulur bulmaz. O yüzden değerlidirler.

Ancak bunlara sahip olmak demek kendi içlerinde bozukluklar, hatalar, eksik taraflar barındırmadıkları anlamına gelmez.

O yüzden bunun farkında olmak gerekir bence. Farkında olalım ki sürpriz olmasın bazı şeyler, hayatın içindeki olağan şeyler olarak görelim.

Keep lovin' !!!!!!

Evren Genleşiyormuş

Fizikçiler sağolsun sorular sorup yanıtlar arıyorlar. Bunlardan bir tanesi Evrenin genişlemesi. Hatırlarsanız bundan 15 milyar sene önce her şey tek bir noktayken bir patlama gerçekleşiyor ve şu an içinde yaşadığımız Evren oluşuyor. Tabi patlamanın etkisiyle her şey birbirinden uzaklaşıyor ama yolda kütle çekimle bazı parçalar tekrardan birleşiyorlar. Galaksiler filan neyin oluşuyor. Sonra hep beraber uzaklaşmaya devam ediyorlar.

Bilim insanları bunun ne kadar daha devam edeceği üzerine kafa yoruyorlar. Eğer Evrende yeteri kadar madde varsa bir süre sonra bunlar patlamanın etkisini yenip tekrardan birleşebilirler. Bilmiyoruz ama bunu malesef şimdilik. Eğer yeteri kadarsak tek bir nokta olabiliriz, şansımız yaver giderse de tekrardan patlarız -belki de tekrardan patladık. Belki de bilmem kaç yüzbinmilyonuncu Evrende yaşıyoruzdur.

Fizikçiler düşünedursunlar, hesaplarını yapsınlar... 2000'li yılların başında bu konuda önemli bir adım atıldı. Pek iç açıcı değil malesef. Evrenin genleşmesi ivmelenerek artıyormuş, git gide daha hızlı uzaklaşıyoruz birbirimizden. 1-0 yenik durumdayız. Önce bir beraberlik golü sonra evimize avantajlı bir skorla dönmek için gol ya da gollere ihtiyacımız var.

Erik Goller - De Standaart

Cuma, Kasım 03, 2006

İyilik Yap Dalga Geçilsin

Sabah 9, telefona mesaj gelir:

"Evrencim beni uyanınca ACİL ara "

Ben de ararım:

- Ne var?
- Ya İşBankasına gidip 18 lira yatırmam gerekiyor konsolosluktan randevu alabilmek için ama şimdi çok üşendim gitmeye, sen benim yerime yatırır mısın?
- Tabi ne demek, eşşek Evren başka hangi günler için aranır, birazdan gidiyorum.
- Teşekkür ederim canım
- Bana teşekkür etme bana araba al!

20 dakika sonra:

- Yatırdım, pin numarasını da aldım, istersen söyleyeyim şimdi, üç kuruşunu da istemiyorum
- Söyle söyle
- yirmi... sıfır altı... on... sıfır iki... tire..
- 2 Kasım 2006 yani, bunu mu diyorsun?
- Sen bana "gerizekalı mısın?" diyorsun?
- Yok, demiyorum, gerisi nedir?
- Al sana gerisi (çaaaat)

Çarşamba, Kasım 01, 2006

Hocam!

- Hocam bu sodyum sülfat çözünmedi
- Emin misin?
- Evet bakın! (deney tüpünün 3/4'ü katı sodyum sülfatla dolu, geri kalan kısımda biraz su var)
- Çözünürlük kurallarına baktın mı?
- Evet çözünmesi lazım.
- Sence bir yerde hata yapmış olabilir misin?
- Yok, prosedürü aynen uyguladım.
- Tamam, raporuna yazarsın, tüm dünya yanlış biliyor diye.


- Hocam hala pembeye dönmedi bu
- İndikatör koydunuz mu?
- Evet hocam, 2-3 damla demiştiniz biz sağlam olsun diye 5 damla koyduk.
- Aferin size, peki titrasyonu sodyum hidroksit değil de suyla yapmış olmayasınız
- Yok hocam, hatta tadına baktırdım ben, gayet acıydı.
- Harikasınız. Peki oksalik asit çözdüğünüzden emin misiniz?
- Hı hı, hatta ciğerlerime çektim, o yüzden öksürüyorum.
- Allah cezanızı vermesin
- Hocam niye olmuyor ya, herkesinki pembe
- Ne kadar çözdünüz?
- 2 gr işte, hatta kredi kartıyla ayırdık iki gramı, ekşın olsun diye
- Allahın cezaları 0.2 olacak, bunun gramı kaç para biliyor musunuz?
- !?!?!?!?!?!?!

- Hocam!
- Ne var?
- Ya alüminyumu bulamıyorum bir türlü?
- Ne demek bulamıyorum, içinde var, unknown vermedik ki?
- Ya evet ama bir türlü çöktüremiyorum.
- Yap bakalım gözümün önünde
- Tabi hocam.

(5 dakika sonra)

- Bu ne lan?
- Şey, eö, demin yoktu ama
- Sen niye kimya okuyorsun, burası sana göre değil
- Hocam kalbimi kırıyorsun, ilerde ben de bir sayı bulurum şu üç günlük dünyada birbirimizi kırmaya değer mi
- Sus lan sus!!!


devam edecek....