Cuma, Eylül 30, 2005

İsmet ve Sabrina I

yıllık iznimin bir bölümünü kullandığım için önceden yazdığım bir yazı dizisini yollamakla yetiniyorum, yetiniyorsunuz malesef.



    ismet boynu bükük, mahzun, kendi halinde birisi olmaktan utanan ama utandıkça daha küçülen kel kafalı bodur boylu bir anadolu delikanlısıdır. sabrina ise bargeld'in çığlıklarından korkup ağlayan, etrafı sürekli ıslatan, sıcak ama aynı zamanda dar görüşlü ve bunların yanında üstüne üstlük kel olan bir david bowie yerlisidir. ikisinin yolları zaman zaman kesişir hatta iç içe geçer, bir süre devam eder ama eninde sonunda ismet'in kendi kabuğuna çekilmesiyle ve sabrina'nın gözyaşlarını silmesiyle son bulur. yalnız ismet sabrina'ya geri vokal yapmaktan vazgeçtiği durumlarda onun kendisini sokağın tavanı kadar çok sevdiğini anlar. bunun sebebi ise ismet'in kafasının içinin çok dolu olması ve onu sürekli boşaltmak istemesidir. ismet'le sabrina görüşmedikleri vakit ismet gerizekalı olur. 10 dakika boyunca bu çayın tadında bir gariplik var der ama aslında kahve içtiğini anlamaz. ya da ikinci katta da asansör görüp "ulan her kata asansör koymuşlar be" diyebilir futursuzca, passeistçe. sabrina ise metaforik ağlamalarına literally ağlamalar ekler, histerikleşir histerikleştikçe kasılır ve doğal olarak kaynama noktası artar. nşa'da sakin olan sabrina birden "i wish i had a bottle" diye bağırmaya başlar, elleri arkada alkış tutar.

    ismet ayrı kaldığı sabrina'sından ayrı kaldığı müddetçe acıyana kadar uçmak ve koşmak ister, bi süreliğine uyumak ve tek kelime bile etmemek ister, australia'yı düşler.

    sabrina ise rolleri değiştiklerin ötürü biraz arabesk takılır ve mimariye karşı stratejileri bırakıp yerine sevemem'leri der durur, durmaz, fırlartır, fırkateyn.

    sabrina için gelsin "girl"
    ismet için ise redukt koysun dicey.

msp

milli selamet preachers..

Çarşamba, Eylül 28, 2005

sweet fantastic

Ian Brown'un bu şarkısı herhalde değil bir, bin gün boyunca yazılabilir bir günlüğe...

I feel fantastic, you make me feel majestic
your sweet fantastic,
your love is hypnotizing
your love, is mesmerizing (me)...

Salı, Eylül 27, 2005

farklılık

kapalı alan korkusundan muzdarip madenci, açık alan korkusu olan denizci, yükseklik korkusu olan dağcı. çok büyük bir çoğunluğun aklına bunlar gelip kendilerinin ne kadar orijinal fikirlere sahip olduklarını düşündüklerini düşündüm kendimden başlayarak önce. aslında herkesin aklına gelebilir bunlar. hatta herkesin aklına geldiğini düşünüp bunu yazmak da sadece ikinci manifolddan tek bilinmeyenli bir topolojik integralin çözümü kadar manidar.

Pazar, Eylül 25, 2005

iş ilanı

"istanbulda oturan (tercihen anadolu yakasında), seyehat engeli bulunmayan, pirezentıbıl, en azından İngilizce bilen, yeniliklere açık, gerektiğinde sabahlayabilecek, hoşça vakit geçirmeyi seven, tantra ve kama-sutra'da kendini geliştirmek isteyen 18-27 yaş arası hanım arkadaşlar arıyoruz. " diye bir ilan vermek istedim bugün gazeteye, param çıkışmadı.

'l' ya da 'k'

bir insanı kendi hayatınızdan sildiğiniz zaman bir taşla iki kuş vurmuş olabilirsiniz. hem sizin hem onun için iyi olabilir bu. (elbette dallardaki diğer kuşlar sizin bu cesur hareketinizden ötürü sizi terkedebilir, onları da silebileceğini korkusuyla kendileri terketmeyi tercih edebilirler yalancı bir zafer ve öngörü duygusuyla.) yalnız silmek iktidarsız bir bünyeye daha çok uygun gider. erektil disfonksiyon içermeyen biri bir iki ufak okşamayla (yaşa göre bu hazırlık kısmı daha da artabilir) silmek'teki l'yi 'k' haline getirebilir. böylece sileceğine onu dönüştürür ve başka bir amaçla kullanır. bu iyi bir şey midir yoksa değil midir bilemiyorum. çünkü iyi ve kötü kavramları çoğu zaman yanıltıcı olabilir ve daha çok sistemin fonunda olan genel görüşü yansıtır. bu yüzden herkes kendisi karar versin ne yapacağı konusunda silmek ya da sikmek.. silkmek ya da silkinmek...

Perşembe, Eylül 22, 2005

yeni bir dönem

yedinci dönemime başlıyorum ama aldığım derslerden bir tanesi 3, bir tanesi 4 ve geri kalanların hepsi de 5. dönem dersleri. 14 dönem olmayacak okulu bitirme sürem ama 8 olmayacağı kesin, belki 11 ve 12. dönemde biter.
ama iyi bir tarafı var, perçembe saat 14.00'ten itibaren pazartesi sabahına kadar boşum...